Tutkal ve Yapıştırıcılar: Özellikleri ve Yapıştırma İpuçları
Tutkal ve Yapıştırıcılar: Özellikleri ve Yapıştırma İpuçları
Bu yazıda, bildiğim kadarıyla ahşap işlerinde kullanılan çeşitli yapıştırıcılardan ve bunların özelliklerinden bahsedeceğim. Çalgı yapımında en yaygın kullanılan yapıştırıcılar; kemik/deri (ya da hayvansal) tutkal, bizde beyaz tutkal olarak bilinen PVA, özellikle gitar yapımcılarının sıkça kullandığı Titebond, yine bizde Japon yapıştırıcısı diye bilinen siyanoakrilat ve epoksidir.
Tutkal konusu yapımcılar arasında tartışmalıdır; daha doğrusu herkesin bu konuda farklı bir görüşü vardır. Tıpkı gomalak cila konusunda olduğu gibi, birçok kişinin kemik/deri tutkalına mucizevi özellikler atfettiğini gördüm. Tutkalların etkisini gerçekten anlayabilmek için aynı enstrümanı farklı tutkallarla yapıştırıp dinlemek gerekirdi; ancak bu mümkün değildir. Özellikle kapak ve sapı yapıştırırken deri tutkalından (bazen de balık tutkalından) vazgeçmesem ve bunların son derece iyi olduğunu düşünsem de tutkalın nihai ses üzerindeki etkisinin ihmal edilebilir düzeyde olduğu kanısındayım. Yine de tamir edilebilirlik söz konusu olduğunda kemik/deri tutkalı açık ara öne çıkar. Örneğin PVA tutkalla yapıştırılmış bir birleşim darbe aldığında genellikle ek yerinden ayrılmaz; bunun yerine ahşabın kendisi kırılır. Deri/kemik tutkalı ise kırılgan yapısı nedeniyle darbe karşısında genellikle ek yerinden ayrılır. Bu durum, sazın tamirini kolaylaştırır. Bununla birlikte bu değerlendirmeye ihtiyatla yaklaşmak gerekir: Deri tutkalı en az PVA kadar güçlüdür. Kuruduğunda neredeyse cam gibi kristal bir yapı kazanır ve esnekliğini yitirir. Yaprak teknedeki gibi ince eklerde bu nedenle ayrılma ihtimali vardır. Ayrıca özellikle kapak yapıştırılırken tutkal biraz daha sulandırılıp yapışma gücü azaltılırsa kapağın daha sonra sökülmesi kolaylaşır.
Şimdi kısaca özelliklerini inceleyelim:
PVA tutkallar
Polivinil asetat (PVA), 1912 yılında Almanya’da geliştirilmiştir. Türkiye’de marangoz tutkalı veya beyaz tutkal olarak bilinir; piyasada satılan türleri genellikle beyaz renklidir.
Özellikle ABD’de Titebond, Elmer’s Glue ve Carpenter’s Glue gibi markalar “sarı tutkal” (yellow glue) olarak anılır ve sarıya çalan krem rengindedir. Titebond, çalgı yapımcılarının çok kullandığı bir markadır. PVA’ya çok benzeyen bu ürünler, alifatik reçine tutkalları olarak bilinir. Kimyasal olarak değiştirilmiş yapıları sayesinde daha güçlü ve neme karşı daha dayanıklıdır. Gitar yapımında yaygın biçimde kullanılır ve son yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşmıştır.
PVA tutkallar termoplastik özellik taşır; sıcağa maruz kaldığında yumuşar, soğuduğunda yeniden sertleşir. Sertleştikten sonra zımparalanabilir. Kurumadan önce nemli bir bezle silinerek temizlenebilir. Ayrıca yaklaşık on dakika beklendiğinde hafifçe kuruyan ve ek yerinden taşan tutkal, kabuk gibi çekilerek alınabilir.
Beyaz tutkalla yapılmış bir bağlantının sökülüp onarılması kolay değildir. Titebond bu açıdan avantajlıdır; ısıtılarak sökülebilir. Ancak bu tutkallar eski tutkal tabakasına iyi yapışmadığından, bağlantı yeniden yapıştırılmadan önce eski tutkal tamamen temizlenmelidir. Deri/kemik tutkalı ise eski tutkalla yeniden birleşebilir. Örneğin gitar kapağındaki bir balkon yerinden ayrıldığında, PVA kullanılmışsa eski tutkalın temizlenmesi gerekir; deri/kemik tutkalı kullanılmışsa işlem daha kolaydır.
Bu tutkalların çalışma süresi genellikle beş dakikadır. Titebond III gibi bazı özel türlerde çalışma süresi daha uzundur. Tutkal sürüldükten sonra parçalar zamanında birleştirilmez ve tutkal kurumaya başlarsa sağlıklı bir yapışma gerçekleşmez. Uzun çalışma süresi gerektiren işlerde bu özellik önem kazanır.
Bu tür tutkalların “sünme” (creep) adı verilen bir dezavantajı vardır. Sürekli yük altında zamanla kuvvet yönünde kayma oluşabilir. Örneğin PVA ile yapıştırılmış bir gitar köprüsü zaman içinde öne doğru hareket edebilir. Titebond bu açıdan daha iyi performans gösterir. Deri/kemik tutkallarında ise yük altında sünme yok denecek kadar azdır.
Darbe alan bir birleşim çoğu zaman ek yerinden ayrılmaz; ahşabın kendisi kırılabilir. Bu özellik sağlamlık açısından olumlu görünse de enstrüman onarımında dezavantaj oluşturabilir.
PVA tutkallar, birleşim içinde ince ve esnek bir plastik film oluşturur. Deri/kemik tutkalı ise kuruduğunda kristalleşir ve neredeyse cam gibi kırılgan bir yapı kazanır. Bu nedenle titreşim iletiminde daha üstün olduğu kabul edilir. Nihai etkisi tartışmalı olsa da PVA, kemik/deri tutkalına kıyasla ses iletiminde daha dezavantajlı olabilir.
Japon yapıştırıcıları (siyanoakrilat)
- Siyanoakrilat (cyanoacrylate) ya da CA yapıştırıcı, ülkemizde Japon yapıştırıcısı olarak bilinir. Başka ülkelerde “crazy glue” veya “super glue” gibi adlarla anılır. Türkiye’de satışa sunulan ilk ürünlerden birinin Japon markalı olması nedeniyle bu adın yerleştiği düşünülmektedir.
- Piyasada genellikle iki türüne rastlanır. Tek başına satılanlar çoğunlukla su gibi ince ve akışkandır. Özellikle ince çatlakların yapıştırılması için idealdir; derinlere hızla ve kolayca sızar. Ancak bu özellik zaman zaman temizlikte sorun yaratabilir. Ayrıca parmaklarınız birbirine ya da parçaya yapışabilir. CA yapıştırıcılar çekme yönünde çok güçlü olmasına rağmen kesme kuvveti yönünde kırılgandır.
- Dolayısıyla yapışan parmağınızı çekerek ayırmaya çalışmak yerine nemlendirerek yavaş yavaş birbirine sürter gibi oynatırsanız parmağınızı kurtarabilirsiniz.
- Diğer tür, hızlandırıcı adı verilen bir spreyle birlikte satılır ve daha koyu kıvamdadır. Yapıştırılacak yüzeylerden birine yapıştırıcı sürülür, diğerine az miktarda hızlandırıcı püskürtülür. Yapışma saniyeler içinde gerçekleşir. Bu türün boşluk doldurma özelliği de vardır.
- Sprey ile kullanıldığı durumlarda birkaç noktaya dikkat etmek gerekir. Eğer yapıştırıcı kalın bir tabaka halinde sürülür ise diğer yüzeye temas ettiğinde hızlandırıcı sebebiyle hemen kurumaya başlar. Yani yapıştırıcının yüzeyi hızla donduğu için görünürde parça yapışmış gibi dursa da zayıf kalır. Ayrıca doğru yapılsa bile sprey, yapışma gücünü bir miktar düşürür. Spreyin bir başka dezavantajı da hızlı kürleşme sırasında köpürmesi ve ekte beyaz köpükler bırakabilmesidir.
- İkinci sorun, hızlandırıcı spreyin yapıştırıcıyı aşırı sertleştirerek kırılganlaştırmasıdır. Birçok kişi parçaları birleştirdikten sonra spreyi ek yerinin çevresine sıkar. Bu işlem, bir tür işkence görevi görerek parçaların yapıştırıcı kuruyana kadar bir arada kalmasını sağlar.
- Tarak eşiğini zaman zaman koyu kıvamlı Japon yapıştırıcısıyla yapıştırıyordum. Bolca yapıştırıcı sürdükten sonra eşiği yapıştıracağım yüzeye sürterek yapıştırıcının bütün yüzeye yayılmasını ve incelmesini sağlıyordum. Bu hareket aynı zamanda bir vakum etkisi oluşturuyordu. Kısa süre içinde parça tutunuyor ve işkence kullanmadan güçlü bir yapışma sağlanıyordu. “Sürterek yapıştırma” (rub joint) denen bu yöntem deri/kemik tutkalı ve Titebond için de kullanılabilir. Ancak birkaç sazımda tarak eşiği yerinden ayrıldığı için artık bu işlemde Japon yapıştırıcısı yerine Titebond kullanıyorum.
- Japon, sürüldükten sonra özellikle bol kullanıldı ise tahta ile kimyasal bir reaksiyona girerek kötü bir duman çıkarır. Bu duman hem gözler hem de ciğerler için çok zararlı ve rahatsız edicidir.
- Japon yapıştırıcısı; süsleme işlerinde, kaplamalarda ve filetoların yapıştırılmasında büyük kolaylık sağlar. Atölyede en sık kullandığım yapıştırıcılardan biri olsa da küçük onarımlar ve bazı tarak eşikleri dışında enstrümanın ana parçalarının birleştirilmesinde kullanılmasını doğru bulmuyorum.
Epoksi
Epoksi, muhtemelen diğerleri arasında en yüksek çekme gücüne ve sıcaklık mukavemetine sahip yapıştırıcı. Reçine ve sertleştirici olarak iki ayrı tüpte satılır. Bazen de ikili bir şırınga gibi olanlarını görebilirsiniz. Bu iki kısım eşit oranda sıkılarak iyice karıştırılır. Yani kimyasal tepkime ile kurur.
Epoksi belli bazı malzemeler hariç metal dahil pek çok malzemeye tutunabilir. Kuruduktan sonra oldukça sert bir plastik halini alır. Bu bakımdan dolgu işleri için de idealdir. Bazı yapımcılar sapın yapıştırılmasında kullanmaktadırlar. PVA ve deri tutkaldan daha güçlü olsa da, sökülebilir değildir. Bu bakımdan ben belli bazı tamirler hariç epoksiyi çok kullanmıyorum.
Bazı gitar yapımcıları özellikle tuşu yapıştırırken epoksiyi tercih ederler. Hem deri tutkal hem de PVA tutkallar su bazlı oldukları için sapın ve/veya tuşun şişerek eğrilmesine yol açabilir. Ancak epokside böyle bir sorun yoktur.
Bu aslında benim de özellikle Oğur sazı yaparken gözlediğim bir sorun. Kemik tutkalı sürdüğünüzde, tuş hem enine hem de boyuna ters yönde şişebilir. Bu da ekin kenarlardan açık kalmasına yol açabilir. Bu bakımdan ben tutkalı asıl olarak, çok daha kalın olduğu için fazla şişme tehlikesi olmayan sapa sürüyorum. Daha sonra da alt tuşun yüzeyini çok az miktar tutkallayarak yapıştırıyorum.
Ahşabın makta kısmı (end grain; yani liflerin dik kesildiği yüzey), yapıştırılması en zor bölgedir. Bu kısmı bir demet pipet gibi düşünebilirsiniz. Ağaç, suyu ve besinleri bu boru biçimindeki damarlar aracılığıyla iletir. Bu yüzeye sürülen tutkalın önemli bir bölümü damarlar tarafından emilir. Aynı nedenle bu kısımlar verniği de fazla çeker. Makta yüzeyindeki bir birleşim hiçbir zaman lif yönündeki yapıştırma kadar güçlü olmasa da böyle bir işlemde epoksi en uygun seçeneklerden biridir.
Epoksi ayrıca diğer tutkallara göre pahalıdır.
- Poliüretan tutkal
- Poliüretan veya piyasadaki adıyla deniz tutkalı, poliüretan köpük gibi kürleşme sırasında köpürerek şişer. Birçok kişi iyi alıştırılmamış yüzeylerin de bu tutkalla yapıştırılabileceğini düşünür. Oysa şişen bölüm köpük yapıdadır; boşlukları doldursa da güçlü bir bağlantı oluşturmaz. Bu nedenle diğer tutkallarda olduğu gibi yüzeylerin birbirine iyi alıştırılması gerekir. Boşluk doldurma açısından epoksi çok daha iyi bir seçenektir.
- Ahşap dışında plastik, metal ve kumaşa da yapışır. Eldivensiz çalışmamanızı öneririm çünkü her yeri yapış yapış yapar. Taşan tutkal kuruduktan sonra maket bıçağı yahut ıskarpela ile kesilerek temizlenebilir. Neme dirençlidir o sebeple açık hava mobilyaları için ideal olabilir.
- Bu tutkal nemle kürleşir. Bu nedenle tutkal sürülmeden önce yüzeyler hafifçe nemlendirilmelidir. Atölyede bekletilen tutkal ortam nemini çekerse kısa sürede kullanılamaz hâle gelebilir. PVA’nın aksine ahşap tarafından kolayca emilmez. Bu nedenle makta yüzeylerinin yapıştırılmasında daha iyi sonuç verebilir.
- Açıkçası bu tutkalı çalgı yapımının hiçbir aşamasında düzenli olarak kullanmadım ve gerekli olduğunu da düşünmüyorum. Yıllar önce yaprak tekneli bir sazı bu tutkalla yapıştırmıştım. O dönemde Akhisar’daki bir kursta gitar dersi veriyordum. Saz, kursun sahibine gelmişti; o da bu tutkalı duymuş ve sağlam olacağını söylemişti. Gerçekten de bağlantı oldukça sağlam olmuştu.
- Sıcak Silikon/mum Yapıştırıcı
- Çalgı yapımda kullandığımız sıcak tutkal değil. Sıcak mum, silikon mum gibi adlarla satılır. Bu da termoplastik bir yapıştırıcıdır. Genellikle yuvarlak çubuklar halinde ve çeşitli kalınlıklarda bulunur. Sıcak tutkal tabancasının arka kısmından sokulur. Tabanca ısındıktan sonra tetik mekanizması ile öne itilerek ucundan akması sağlanır. Hızlı şekilde donar.
- Bu yapıştırıcı çok güçlü değildir o sebeple özellikle geçici olarak tutturmak yahut basit maket işleri veya yük bindirmeyen her türlü yapıştırma işlerinde kullanılabilir. Kolay temizlenir.
- Hayvansal tutkallar:
A. Boncuk/kemik tutkal (Bone glue) ve deri tutkal (hide glue)
- Hayvanların deri, kemik veya bağ dokularındaki kolajenden üretilen protein esaslı tutkalların yaklaşık 3.000 yıldır kullanıldığı düşünülmektedir. Boncuk, yaprak veya öğütülmüş biçimde bulunabilir. Deriden elde edilen tutkal (hide glue), kemikten elde edilene (bone glue) göre genellikle daha güçlüdür. Türkiye’de yaygın kullanılan tür kemikten üretilir; biçimi nedeniyle boncuk tutkalı, ısıtılarak uygulandığı için de sıcak tutkal olarak adlandırılır. Kuru hâlde nemden ve ısıdan korunarak saklanırsa uzun süre dayanır.
- Kemik ve deri dışında balık tutkalı ve tavşan derisi tutkalı gibi türleri vardır. Aşağıda onlardan da bahsedeceğim.
- Kemik/deri tutkalının hazırlanma süreci ve kısa uygulama süresi en önemli iki dezavantajıdır. Çok çabuk jelleştiği için hızlı çalışmak gerekir. Yapıştırılacak yüzeyleri ısı tabancasıyla önceden ısıtmak çalışma süresini uzatır. Tutkala belirli miktarda üre katıldığında ısıtmaya gerek kalmadan koyu kıvamlı bir sıvı olarak kullanılabilir; ancak üre tutkalın gücünü, neme ve ısıya dayanıklılığını bir miktar azaltır. Titebond Liquid Hide Glue, üre içerdiği için şişeden kullanıma hazır hâlde sunulur.
- Nasıl hazırlanır? Bir ölçü tutkal ile iki ölçü su karıştırılır. Örneğin bir çorba kaşığı tutkal için iki çorba kaşığı su kullanılabilir. Daha hassas ölçüm yapmak isterseniz 100 gram tutkalı 190 gram suyla karıştırabilirsiniz. Tutkal doğrudan sıcak suya atılmaz. Oda sıcaklığındaki suda yaklaşık bir saat bekletilerek suyu tamamen emmesi ve şişmesi sağlanır. Boncuk tutkalı öğütülmeden kullanılacaksa suyu emmesi daha uzun sürer; önceden öğütmek işlemi hızlandırır.
- Tutkal doğrudan ateşe konulmaz; benmari yöntemiyle ısıtılır. Tutkal bir kaba konur ve bu kap, içinde su bulunan ikinci bir kaba yerleştirilir. Ben genellikle küçük bir cam kavanoz kullanıyorum.
- Birçok yapımcının atölyesinde, küçük bir ocağın üzerinde gün boyu sıcak tutulan suyu ve bu suyun içindeki tutkal kabını görebilirsiniz. Ancak kemik/deri tutkalı 65–70 °C’nin üzerinde uzun süre ısıtıldığında yapıştırma gücü azalır. Bu nedenle suyu kaynatmak doğru değildir; sıcaklığı termostatla kontrol edilen bir cihaz kullanmak yararlıdır. Ben bir ağda ısıtma makinesi kullanıyorum ve termostatına tam güvenmediğim için sıcaklığı ayrıca bir termometreyle izliyorum. Bebek mamalarını ısıtmak için satılan cihazlar da bu iş için uygundur.
- Kavanozdaki tutkal tamamen eridikten sonra hemen kullanılabilir. Ancak bazılarına göre bir gece bekletildikten sonra kullanılması daha iyidir. Ayrıca yukarıda bahsettiğim şekilde açıkta kaynatılan tutkalların üstü sürekli kabuk bağlar. Bunun yerine kavanozun üstüne bir kapak koymak daha uygun olacaktır. Ben bu kapağa küçük bir delik delerek fırçayı da buradan kavanozun içine bırakıyorum.
- Yapıştırırken ısısı 50 derecenin altına düşmeden önce işlemin tamamlanmış olması gerekir. Yani hızlı çalışmak lazım. Tekne yapımcıları tutkalı sürdükten sonra parçaları bir araya getirir ve üstünde ütü denilen sıcak bir demir gezdirirler. Böylece tutkal ısınarak erir ve yapışma sağlanır. Yani diyelim ki yeterince hızlı şekilde davranmadınız ve tutkal jelleşti. Isıttığınız takdirde yine erir ve yapışma sağlanır. Özellikle kaplama yapıştırmada bu özellikten yararlanılır. Tutkal sürülüp kaplama yüzeye konduktan sonra üstünde ütü gezdirilerek yapıştırılabilir.
- İşiniz bittikten sonra tutkalı, kavanozunun kapağını sıkıca kapatarak buzdolabına koyarsanız birkaç hafta saklayabilirsiniz. Bir başka yöntem, buzluk kabına doldurup dondurmak. İhtiyacınız olduğunda bir tanesini alıp eritip kullanabilirsiniz.
- Tutkal soğuyup jelleştikçe, PVA’nın aksine parçaları kısa sürede birbirine çekerek sabitler. Bu özellik, İngilizcede “rub joint” denilen sürterek yapıştırma yönteminin işkence kullanılmadan uygulanabilmesini sağlar. Aynı yöntem koyu kıvamlı Japon yapıştırıcısıyla da uygulanabilir.
- Deri ya da kemikten yapılan tutkal, PVA gibi iki parça arasında görece kalın bir tabaka oluşturmaz. Tahta tarafından emilir. Kaygan olmadığı için (tacky) çok kısa sürede parçaların birbirine tutunmasını sağlar.
- Boşluk doldurma niteliği yüksek değildir. O yüzden parçaların birbirine çok iyi alıştırılmış olması gerekir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, yüzeyler yüksek kum zımpara ile cam gibi yapılmamalı. Yüzeyin bir miktar kaba kalmış olması tutkalı tutunması açısından daha elverişli olacaktır.
- Hayvansal tutkallar ısı ve nemle yumuşatılabilir. Bu, enstrüman onarımı açısından büyük avantaj sağlar. Örneğin sapı yerinden ayrılmış bir sazın kurtağzı bölgesini ısıtarak sökebilir, doğru açıyı verdikten sonra yeniden takabilirsiniz. PVA tutkallar, özellikle Titebond, ısıtılarak sökülebilir ve bunun için çoğu zaman ayrıca nemlendirme gerekmez. Ancak yeniden yapıştırmadan önce ek yerindeki bütün eski PVA kalıntılarının temizlenmesi gerekir. Kemik/deri tutkalı ise eski hayvansal tutkal tabakasıyla yeniden birleşebilir. PVA ile yapılmış bir eki onarırken eski tutkal tamamen temizlenemiyorsa epoksi uygun bir seçenek olabilir.
- Alkol ile de tutkalı sökmek mümkündür. Ancak bu farklı bir mekanizmadır. Alkol, kemik/deri tutkalı çözmez. Kemik/deri tutkal tıpkı ahşap gibi nem çeker. Ancak yine tıpkı ahşap gibi içinde bu bulunduğu ortamdaki görece rutubet oranında nem bulunur. Alkol, kuru tutkaldaki bu nemin atılmasını sağlar yani tutkalı daha kurutur ve çekmesine yani iyice kırılganlaşmasına yol açar. Ancak bu çekme (shrink) özellikle kapak gibi ince tahtalar için risk yaratabilir.
B. Sıvılaştırılmış deri tutkal (Liquid hide glue)
- Yukarıda anlatıldığı gibi kemik/deri tutkalı oda sıcaklığında jel hâlindedir ve ısıtılarak kullanılır. Tutkala üre katıldığında oda sıcaklığında sıvı kalabilir. Bu yöntemle üretilen tutkalların çalışma süresi yaklaşık 20–30 dakikadır. Raf ömürleri daha kısadır; üre nedeniyle sıcak tutkala göre daha düşük dayanım gösterir ve daha uzun sürede kururlar. Buna rağmen uzun çalışma süresi gerektiren birçok onarımda kullanışlıdırlar.
C. Balık tutkalı (fish glue)
- Balık tutkalı, kemik/deri tutkalın özelliklerini taşır. Kuruduğunda kristalleşir. Ancak oda sıcaklığında sıvı halde bulunur yani ısıtmak gerekli değildir. 30 dakika gibi uzun bir çalışma süresi vardır. Buzdolabında saklanırsa bozulmaz. Kullanılmak istendiğinde bir miktar alınarak oda sıcaklığına gelene kadar bekletilmeli ve o şekilde kullanılmalıdır.
- High tack denilen bir özelliğe sahiptir. Yani PVAların aksine kaygan değildir ve parçaların bir araya getirildikten çok kısa bir süre sonra tutunmasını sağlar. Ben sap kenarına koyduğumuz çıtaları bazen bu tutkal ile yapıştırıyorum çünkü deri/kemik tutkalın aksine oldukça uzun bir çalışma süresi var. Ayrıca kapak yapıştırmak için de zaman zaman hiçbir sorun yaşamadan kullandım.
- Ancak higroskopiktir; kemik tutkalına göre daha hızlı nem çeker. Bu nedenle ortam nemi yüksek olduğunda, sıcaklık fazla olmasa bile ek yerleri ayrılabilir.
D. Tavşan derisi tutkalı (Rabbit skin glue)
- Tavşan derisi tutkalı, diğer hayvansal tutkalların aksine kuruduğunda daha esnektir. Daha çok ressamlar tarafından tuvalin aharlanmasında kullanılır. Ben bu tutkalı kullanmadım ve ahşap işlerinde kullanıldığına rastlamadım; yalnızca bilgi vermek amacıyla buraya ekledim.
- Kontak yapıştırıcılar
- Kontak yapıştırıcılar (kötü şöhretli Bally ve Derby) deri, kağıt, plastik, ahşap kaplama gibi malzemeleri yapıştırır. Esnektir. Eskiden bir dönem sap kaplamalarının yapıştırılmasında kullanılmıştır. Ancak çalgılarda kullanılması doğru değildir.
- Bu yapıştırıcı önce her iki yüzeye birden sürülür. Daha sonra 15-20 dakika kadar beklenerek kuruması sağlanır. Ardından iki yüzey arada boşluk ve hava kalmayacak şekilde bir araya getirilir. Ayakkabı tamircileri çekiçler mesela. Adı üstünde kontak yapıştırıcı, yüzeylerin teması ile yapışma sağlar.
Yapıştırma ipuçları:
- Öncelikle yapıştırılacak yüzeylerin birbirine çok iyi alıştırılması gerekir. Birçok kişi tam oturmayan parçaları işkenceyle aşırı sıkarak bir araya getirmeye çalışır. Oysa aşırı kuvvet uygulamak doğru değildir. Yüzey bozuklukları ve parçalar arasındaki boşluklar sağlıklı bir yapışmayı engeller.
- Parçalar hazırlandıktan sonra hemen tutkal sürmeyin. Önce parçaları tutkalsız biçimde birleştirip sıkın (dry fit). Böylece kaç işkence gerektiğini, parçaların doğru oturup oturmadığını ve işkencelerin uygunluğunu görebilirsiniz. Özellikle PVA kullanılan durumlarda yüzeyler kayganlaşacağı için parçaların işkence sıkılırken yerinden oynayabileceğini unutmayın. Bunu azaltmak için tutkallı yüzeye çok az sofra tuzu serpilebilir.
- Ne kadar yapıştırıcı sürülmeli? Fazla yapıştırıcı kullanmak israfa, taşan tutkalın temizlenmesinde güçlüğe ve özellikle PVA ile deri tutkallarında yüzeylerin aşırı kayganlaşmasına yol açabilir. Yüzey, malzeme hâlâ görünecek şekilde ince ve dengeli bir tabakayla kaplanmalıdır. Parçalar sıkıldığında ek yeri boyunca az miktarda tutkal taşması, yeterli miktar kullanıldığını gösterir.
- Yapıştırma sırasında çoğu zaman işkenceye ihtiyaç duyulur. En yaygın seçenekler klasik F tipi işkenceler, küçük işlerde kullanılan plastik veya metal kıskaçlar ve banttır. Çalgı yapımcıları özellikle kâğıt bandı birçok yapıştırma işleminde kullanır; bant çoğu durumda yeterli sıkma kuvveti sağlar.
- Kemanın sırt ve kapağında olduğu gibi bazı iki parçalı birleşimlerde, “sürterek yapıştırma” (rub joint) yöntemiyle işkence kullanmadan yapıştırma yapılabilir. Bu yöntem için en uygun malzeme kemik/deri tutkalıdır; ancak Titebond ile de uygulanabilir. Parçalara tutkal sürüldükten sonra yüzeyler birbirine bastırılarak ileri geri hareket ettirilir. Böylece ek yerindeki fazla tutkal dışarı çıkar ve bir vakum etkisi oluşur. Sürtünme giderek zorlaştığında parçalar tutunmuş demektir ve kurumaya bırakılabilir.
- İşkence ve kuruma süresi nedir?
- Hava sıcaklığına ve ürünün özelliklerine bağlı olarak, yük taşımayan eklerde PVA tutkallar için en az 30 dakika, kemik/deri tutkalları için en az 60 dakika işkence uygulanabilir. Ancak zorunlu olmadıkça işkenceyi birkaç saatten önce sökmemek daha güvenlidir. Ek yeri yük taşıyacaksa en az bir gün beklenmelidir. Epoksinin bekleme süresi ürünün türüne göre değişir; üreticinin talimatları esas alınmalıdır. CA yapıştırıcılar dışında birçok tutkalın tam dayanım kazanması için yaklaşık bir gece beklemek genel bir kuraldır.
- Tutkalı nasıl temizlerim? Kurumadan önce PVA ve kemik/deri tutkallar nemli bir bez ile silinebilir. Kuruduktan sonra zımpara ve/veya sistre ile. Kaba kısmı sistre ile temizlemek zımparadan tasarruf etmeyi sağlar ve işi hızlandırır.
- Parçaları sökmek istersem ne yapmalıyım?
- Japon yapıştırıcısıyla birleştirilmiş bazı parçalar kesme yönündeki kontrollü kuvvetle ayrılabilir. Aseton, siyanoakrilatı çözmeye yardımcı olabilir; ancak yüzeye zarar verme ihtimaline karşı önce görünmeyen küçük bir alanda denenmelidir.
- PVA tutkallar, özellikle Titebond, ısıtıldığında yumuşamaya başlar. İnce bir spatulayla acele etmeden ve malzemeyi aşırı ısıtmadan sökme işlemi yapılabilir. Titebond’u yapımcılar arasında popüler kılan özelliklerden biri de gerektiğinde sökülebilmesidir.
- Kemik/deri tutkalı da ısı ve nemle yumuşatılarak sökülebilir. Kuruduğunda kristalleşip kırılganlaştığı için ince bir spatula ve hafif darbelerle ayrılabilir. Uygun yöntem, bağlantının türüne ve kullanılan malzemeye göre değişir.
- Tutkallar sıcakta saldığı için sıcak bir yaz günü arabanın bagajında bıraktığınız sazınızı döndüğünüzde sapı-kapağı ayrılmış şekilde bulabilirsiniz! Enstrümanın en büyük düşmanı ısı ve nemdir. Ayrıca ısı ve nemdeki ani değişmeler sazı çok etkiler.
- Her tür tahtayı yapıştırmak mümkün müdür? Evet ancak PVA kullanılacak ise pelesenk, cocobolo, tik gibi bazı egzotik yağlı ağaçları yapıştırmadan önce malzemenin aseton ile silinerek yüzeydeki yağın alınması gerekir. Bu tip tahtaların yapıştırılmasında epoksi de düşünülebilir. Ben pelesenk sıkça kullanıyorum ve deri tutkal ile herhangi bir sorun yaşamadan yapıştırıyorum.
- 10 °C’nin altındaki sıcaklıklarda yapıştırma yapmaktan kaçınmakta yarar vardır.
- Akustik açıdan hangisi daha üstündür? Birçok yapımcı deri tutkalını üstün görür. PVA tutkallar kuruduktan sonra da belirli ölçüde esnek bir plastik tabaka hâlinde kalır. Kemik/deri tutkalı ise kuruduğunda kristalleşir, neredeyse cam gibi olur ve daha ince bir tabaka oluşturur. Bu durum, en azından teorik olarak, parçaların daha iyi bütünleşmesini ve titreşimlerin daha iyi iletilmesini sağlayabilir. Bununla birlikte Titebond da kuruduğunda oldukça sertleşir; bu nedenle aradaki farkın büyük olduğunu düşünmüyorum.
- Ancak bu farklılığın ne ölçüde olduğunu kesin olarak belirlemek zordur. Örneğin tamamen deri tutkalıyla birleştirilmiş bir enstrümanı bir anda Titebond ile yapıştırılmış hâle getirebilseydik nasıl bir fark duyardık? Kişisel olarak belirgin bir fark olacağını düşünmesem de deri tutkalı bana her zaman daha güven verici geliyor.